BALKAR Avukatlık & Danışmanlık
Gayrimenkul & Kira Hukuku

DEPOZİTONUN İADESİ - PEŞİN ÖDENEN KİRANIN İADESİ

“Kiracı erken tahliye ederse depozito yanar mı? Peşin ödenen kira bedeli geri alınabilir mi? Yargıtay kararı ışığında depozito iadesi, kira sorumluluğu ve erken tahliye durumunda kiracı hakları hakkında detaylı hukuki değerlendirme.”

Av. Ahmet Oğuzhan Balcı
Av. Ahmet Oğuzhan Balcı Kurucu Avukat • Dava, Ceza & Uyuşmazlık Çözümü

DEPOZİTONUN İADESİ - PEŞİN ÖDENEN KİRANIN İADESİ

Kiracının sözleşme süresi dolmadan taşınmazı tahliye etmesi halinde en çok tartışılan konulardan biri,depozito iadesivepeşin ödenen kira bedelinin geri alınıp alınamayacağıdır. Uygulamada ev sahipleri, erken tahliye durumunda tüm kira süresi boyunca doğacak kira alacağını talep edebilmekte ve depozitoyu iade etmemektedir. Ancak Yargıtay kararları bu konuda önemli bir denge kurmaktadır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 18.09.2012 tarihli kararında, kiracının erken tahliyesi halinde otomatik olarak sözleşme sonuna kadar tüm kira bedelinden sorumlu tutulamayacağı vurgulanmıştır. Karara göre kiraya verenin de taşınmazı makul sürede yeniden kiraya vermek için çaba göstermesi gerekir. Kiracının sorumluluğu, taşınmazın aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği makul süre ile sınırlıdır.

Bu durumda kiracı, tahliye tarihinden sonraki döneme ilişkinpeşin ödediği kira bedelini ve şartları oluşmuşsa depozito bedelini geri talep edebilir.Ayrıca iade edilecek tutar için faiz talebi de mümkündür. Özellikle icra takibi başlatılmış ve itiraz edilmişse, “itirazın iptali davası” gündeme gelebilir.

Depozito ve kira iadesi uyuşmazlıklarında her somut olayın ayrı değerlendirilmesi gerekir. Tahliye tarihi, yeni kiraya verilme süresi, sözleşme şartları ve zarar azaltma yükümlülüğü birlikte incelenmelidir.

Yargıtay 6. HD., E. 2012/11283 K. 2012/11796 T. 18.9.2012

T.C. Yargıtay Başkanlığı - 6. Hukuk Dairesi

Esas No.: 2012/11283

Karar No.: 2012/11796

Karar tarihi: 18.09.2012

kira sözleşmesi • kira bedeli

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Kapatılan Fatih 1.A.H.M)

DAVA TÜRÜ :İtirazın iptali

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kiracı tarafından peşin ödenen kira ve depozito bedelinin iadesi istemiyle yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne 2.693, 90.-TL üzerinden itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağa %30 oranında faiz yürütülmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosya kapsamına, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerekçelere göre davalının aşağıdaki

bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davalının mahrum kalınan kira alacağı ve faize yönelik temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacının davalıya ait taşınmazda 1.4.2004 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşmesiyle kiracı olduğunu, kira sözleşmesi devam ederken kiralananın başka birine kiralandığını, sözleşme gereği peşin ödediği iki yıllık kira ve depozito bedelinin tahsili için davacı hakkında icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali, takibin devamı ve %40 icra inkar tazminatı isteminde bulunmuştur. Davalı vekili, davacı kiracının kiralananı 28 Nisan 2005 tarihinde kendi isteğiyle tahliye ettiğini, kiralananın üçüncü bir kişiye yeniden dört ay sonra 1.8.2005 tarihinde kiraya verildiğini belirterek, kiralananın boş kaldığı süreye ilişkin zararının dikkate alınması gerektiğini savunmuştur.

Davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan 1.4.2004 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede yıllık kira bedeli 1800 TL olarak kararlaştırılmış olup, iki yıllık kira bedelinin peşin ödendiği ve 800 Euro depozito bedelinin alındığı belirtilmiştir. Kiralananın28.4.2005tarihinde tahliye edildiği her iki tarafın kabulünde olup, davacı19.9.2005tarihinde başlattığı icra takibinde peşin ödenen iki yıllık kira parası ve depozito bedeli 6250.-TL asıl alacak ve 2.790.-TL işlemiş faizin tahsilini ve asıl alacağa yıllık %30 oranında faiz uygulanmasını talep etmiştir. Mahkemece davacının tahliye tarihine kadar olan kira bedellerinden sorumlu olduğu tahliye tarihinden sonra ki döneme ilişkin peşin ödenen kira parası ve depozito bedelinin iadesi gerektiği gerekçesiyle istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı kiracının kira süresi dolmadan mecuru tahliye etmesi halinde kural olarak sözleşme süresi sonuna kadar ki kira bedellerinden sorumluluğu söz konusu ise de, kiralayanın da kiralananı yeniden kiraya vermek için gayret göstermesi kiracının zararının artmasına neden olmaması gereklidir. Bu itibarla erken tahliye halinde kiracının B.K.nun 98.maddesi delaletiyle aynı Kanunun 44.maddesi gereğince taşınmazın yeniden aynı şartlarla kiraya verilebileceği tarihe kadar kira bedellerinden sorumlu olduğu kabul edilmektedir. Bu durumda mahkemece kiralananın tahliye edildiği tarihten itibaren sözleşmedeki aynı şartlar ve ayrı kira bedeli üzerinden ne kadar sürede kiraya verilebileceği konusunda uzman kişilerden oluşacak bilirkişi heyeti aracılığıyla keşfen tespit edilip bu süreye ilişkin kira bedelinin davacının talep ettiği alacak miktarı hesaplanırken dikkate alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, kabule göre de asıl alacağa takip tarihinden itibaren talep aşılmamak üzere değişen oranlarda faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi de doğru değildir.

SONUÇ:Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kira alacağı ve faize yönelik hükmünBOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Hukuki Değerlendirme & Danışma Notu

Yukarıda yer alan hukuki analiz ve değerlendirmeler genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Her uyuşmazlığın kendine has somut delilleri, usul kuralları ve hak düşürücü süreleri bulunduğundan, hak kaybı yaşamamak adına dosyanızı uzman avukatlarımız ile birlikte değerlendirmeniz tavsiye edilir.

İlgili Diğer Yayınlar

Gayrimenkul & Kira Hukuku

KİRA ÖDEMEYEN KİRACI TAHLİYE

KİRANIN ÖDENMEMESİ SEBEBİYLE TAHLİYE DAVASI İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin 2021/2936 E., 2023/1143 K. sayılı kararı, temerrüt nedeniyle tahliye davalarında İİK m. 269/a hükmünün nasıl uygulanması gerektiğini açık ve net biçimde ortaya koymaktadır....

İnceleyin
Gayrimenkul & Kira Hukuku

KİRA SÖZLEŞMESİNDE DEPOZİTONUN İADESİ

Kira sözleşmesinde depozito iadesi nasıl olur? Depozito ne zaman, hangi şartlarda geri alınır? Avukat desteğiyle yasal süreçler ve haklarınızı bu yazımızda öğrenin.

İnceleyin
Gayrimenkul & Kira Hukuku

ŞUFA HAKKI (ÖNALIM HAKKI) NEDİR?Şufa hakkı, diğer adıyla önalım hakkı, bir taşınmazda paylı mülkiyetin bulunduğu durumda, herhangi bir paydaşın payını üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara tanınan öncelikli satın alma hakkıdır.Bu hak, paylı mülkiyetin kurulmasıyla doğar; ancak kullanım imkânı, bir paydaşın kendi payını üçüncü bir kişiye satmasıyla ortaya çıkar.Şufa hakkının kullanılması ile birlikte, payı satın alan üçüncü kişi ile şufa hakkını kullanan paydaş arasında, satıcı ile alıcı arasındaki satım sözleşmesi hükümleri geçerli olur.Bu anlamda önalım hakkı, mülkiyet hakkı üzerinde doğrudan bir kısıtlama getirmez; hak ancak dava açılarak ve mahkeme kararı ile kullanılabilir. Sadece dava yoluyla ileri sürülebilir; irade beyanı ile kullanılması mümkün değildir.Şufa Hakkını Kullanmanın ŞartlarıTürk Medeni Kanunu, şufa hakkını belirli şartlara bağlamıştır. Amaç, taşınmazların mevcut paydaşlar arasında kalmasını sağlamak ve mülkiyet ilişkilerinin dış müdahalelerle bozulmasını önlemektir.Şufa hakkının kullanılabilmesi için:1. Taşınmazın Paylı Mülkiyette OlmasıŞufa hakkı sadecepaylı mülkiyettedoğar.Kat mülkiyeti veya kat irtifakı gibi bağımsız mülkiyet türlerinde önalım hakkı kullanılamaz.2. Hakkın Paydaşlar Tarafından KullanılmasıŞufa hakkı yalnızca taşınmazdapay sahibi olan kişilertarafından kullanılabilir.Sınırlı ayni hak sahipleri veya kişisel alacak hakkı sahipleri bu haktan yararlanamaz.3. Taşınmazın Fiilen veya Sözleşmeyle Taksim Edilmemiş OlmasıEğer taşınmaz paydaşlar arasında fiilen veya yazılı bir sözleşmeyle bölüştürülmüşse, şufa hakkı kullanılamaz.Şufa, sadece taksime uğramamış, müşterek mülkiyetteki taşınmazlar için geçerlidir.Şufa Hakkı (Önalım Hakkı) Kime Karşı Kullanılır?Şufa hakkı, satışın gerçekleştiğiüçüncü kişiyekarşı kullanılır.Satıcıya (eski paydaşa) karşı şufa davası açılamaz.Ayrıca, paydaşların birbirleri arasında yaptığı satışlarda şufa hakkı ileri sürülemez; sadece taşınmazın dışarıdan bir üçüncü kişiye satılması halinde gündeme gelir.Satışın Bildirimi YükümlülüğüTaşınmazı satın alan üçüncü kişi, Medeni Kanun m.733/3 gereği,satışı noter aracılığıyla tüm paydaşlara bildirmek zorundadır.Bildirim noter vasıtasıyla yapılmazsa, yazılı bildirim geçerli sayılmaz ve şufa hakkı süresiz şekilde ileri sürülebilir.Şufa Hakkı Nasıl Kullanılır? Şufa Davası Nerede Açılır?Şufa hakkı sadecedava açılarakkullanılabilir.İlgili paydaş, üçüncü kişiye karşı Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açmalıdır.Görevli Mahkeme: Asliye Hukuk MahkemesiYetkili Mahkeme: Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesiÖrneğin, taşınmaz Bakırköy’deyse, sadece Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi yetkilidir.Şufa Hakkının Kullanım SüresiŞufa hakkı belirli sürelerle sınırlıdır:Eğer satışnoter aracılığıyla bildirildiyse, bildirim tarihinden itibaren3 ayiçinde dava açılmalıdır.Eğer satışhiç bildirilmeyipsadece tapuya tescil edildiyse, satış tarihinden itibaren2 yıliçinde dava açılması gerekir.Bu sürelerhak düşürücü nitelikteolup, süresi içinde dava açılmadığı takdirde şufa hakkı sona erer.Sözleşmeden Doğan Şufa (Önalım) HakkıTaraflar arasında yapılan bir sözleşme ile de şufa hakkı tanınabilir.Bu tür sözleşmeleradi yazılışekilde yapılmalı, istenirsetapuya şerhedilerek üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir hale getirilmelidir.Şerh edilmiş bir önalım sözleşmesi, taşınmazın üçüncü bir kişiye satılması durumunda da geçerliliğini korur. Ancak tapuya şerhin süresi, şerh tarihinden itibaren10 yılile sınırlıdır.Şufa Hakkını Kullanana Karşı Muvazaa İddiasıŞufa hakkını kullanan paydaşa karşı, satış bedelinin düşük gösterildiği iddiasıyla muvazaa ileri sürülemez.Yargıtay uygulamasına göre, tapuda belirtilen bedel esas alınır ve bu bedelin gerçekte daha yüksek olduğu savunularak şufa hakkı bertaraf edilemez.Bu tür iddialar, dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılmaması ilkesine aykırıdır.Şufa Hakkından Feragat veya VazgeçmeŞufa hakkı kişisel bir haktır ve paydaş bu haktan feragat edebilir:Genel feragat (önceden ve satıştan bağımsız): Resmi şekilde yapılmalı ve tapuya şerh edilmelidir.Somut bir satışa ilişkin feragat: Adi yazılı şekilde yapılabilir.Ancak, somut satış dışında genel bir feragat adi yazılı şekilde yapılırsa, geçerli kabul edilmez.SONUÇŞufa hakkı, paydaşlar arasında taşınmaz mülkiyetini korumaya ve ortaklık düzenini sürdürmeye hizmet eden önemli bir haktır.Bu hakkın kullanılabilmesi için hem şekli hem de maddi koşulların eksiksiz sağlanması gerekir. Şufa hakkının doğru kullanılmaması halinde hak kayıpları yaşanabileceğinden, bu süreçte uzman hukuki destek alınması büyük önem taşır.

Şufa hakkı (önalım hakkı) nedir, nasıl kullanılır? Şufa davası nasıl açılır, şartları nelerdir? Paylı mülkiyette önalım hakkı kullanımı hakkında tüm detaylar bu yazıda.

İnceleyin