BALKAR Avukatlık & Danışmanlık
Gayrimenkul & Kira Hukuku

KİRA ÖDEMEYEN KİRACI TAHLİYE

“KİRANIN ÖDENMEMESİ SEBEBİYLE TAHLİYE DAVASI İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin 2021/2936 E., 2023/1143 K. sayılı kararı, temerrüt nedeniyle tahliye davalarında İİK m. 269/a hükmünün nasıl uygulanması gerektiğini açık ve net biçimde ortaya koymaktadır....”

Av. Ahmet Oğuzhan Balcı
Av. Ahmet Oğuzhan Balcı Kurucu Avukat • Dava, Ceza & Uyuşmazlık Çözümü

KİRANIN ÖDENMEMESİ SEBEBİYLE TAHLİYE DAVASI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin 2021/2936 E., 2023/1143 K. sayılı kararı, temerrüt nedeniyle tahliye davalarında İİK m. 269/a hükmünün nasıl uygulanması gerektiğini açık ve net biçimde ortaya koymaktadır.

Somut olayda, kiraya veren tarafından ödenmeyen kira bedelleri sebebiyle 13 örnek ödeme emri ile icra takibi başlatılmış; ödeme emrinde hem 7 günlük itiraz süresi hem de 30 günlük ödeme süresi tanınmış ve tahliye ihtarı açıkça gösterilmiştir.Kiracı, süresi içinde takibe itiraz etmemiş ve ödeme de yapmamıştır. Bu durumda takip kesinleşmiş, temerrüt koşulları oluşmuş ve kiralananın tahliyesi talep edilmiştir. İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, istinaf başvurusu ise Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilmiştir.

Karar, özellikle şu yönüyle önemlidir: Kiracının, ödeme emrine süresi içinde itiraz etmemesi ve borcu da ödememesi halinde, temerrüt olgusunun sabit kabul edileceği ve İİK m. 269/a koşullarının gerçekleşmesi durumunda tahliye kararının hukuka uygun olacağı açıkça vurgulanmıştır. Ayrıca istinaf incelemesinde, ilk derece mahkemesinin maddi vakıaları doğru tespit ettiği ve hukuk normlarını isabetli uyguladığı belirtilerek kararın yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

Bu karar, kira alacağına dayalı icra takibinde şekli şartların eksiksiz yerine getirilmesinin ve ödeme emrinin usulüne uygun tebliğinin, temerrüt nedeniyle tahliye sürecinde belirleyici olduğunu göstermektedir.Kiracının pasif kalması (itiraz ve ödeme yapmaması), tahliye sürecini hızlandırmakta ve kiraya veren lehine güçlü bir hukuki zemin oluşturmaktadır. Uygulamada temerrüt nedeniyle tahliye davalarında, icra takibinin doğru kurgulanması ve sürelere titizlikle riayet edilmesi, davanın sonucunu doğrudan etkilemektedir.

İstanbul BAM, 36. HD., E. 2021/2936 K. 2023/1143 T. 14.4.2023

İstanbul BAM - 36. Hukuk Dairesi

Karar tarihi:14.04.2023

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

MAHKEMESİ :İSTANBUL 19. İCRA HUKUK MAHKEMESİ

NUMARASI : 2021/412 E. - 2021/1231K.

DAVALI: F1 F2 İŞLETMECİLİĞİ ANONİM ŞİRKETİ

VEKİLLERİ: Av. K1 - [ N1 ] UETS

DAVACI: F2 İŞLETMECİLİĞİ VE GAYRİMENKUL GELİŞTİRME ANONİM ŞİRKETİ

VEKİLLERİ: Av. K4 - [ N3 ]

DAVANIN KONUSU : Kiralananın Tahliyesi(İcra)

KARAR TARİHİ : 14/04/2023

YAZIM TARİHİ : 14/04/2023

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından

hazırlanan raporlar incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı vekili dava dilekçesinde; ödenmeyen kira bedelleri nedeniyle davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz etmediğini, ödeme yapmadığını, takibin kesinleştiğini, temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde ; icra takibinin kötü niyetli olduğunu, davacının kiraya veren sıfatının bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir. İlk derece Mahkemesince, yasal ödeme süresi içinde itiraz ve ödeme yapılmadığı, temerrüt koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde ; mahkemenin davacının kiralayan sıfatını araştırmadığını, davacının tek başına tahliye talep edemeyeceğini, davanın kötü niyetle açıldığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, kira ilişkisinden kaynaklı temerrüt nedeniyle tahliye talepli bir davadır.Yasal dayanağı İİK.269/a maddesidir. Dosya ekinde bulunan icra takip dosyasının incelenmesinde ; borçlu aleyhine kira bedellerinin ödenmemesi nedeniyle (13 örnek) icra takibi başlatıldığı, takip talebinde tahliye talebinin bulunduğu, ödeme emrinde itiraz süresi için 7 gün, ödeme süresi için 30 gün verildiği, tahliye ihtarının yazılı olduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlunun itirazının bulunmadığı, yasal süre içinde ödeme de yapılmadığı, takibin kesinleşmiş olduğu , davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır. İİK.269/a maddesi koşullarının oluştuğu, takibe itiraz ve ödeme bulunmadığı, davalının temerrütünün sabit olduğu, ilk derece mahkemesinin verdiği tahliye kararının yasaya uygun olduğu, istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi kararında esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de hatalı bir sonuca varılmadığı anlaşıldığından HMK.353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastanreddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1 -İlk derece mahkemesinin kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi

gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusununESASTAN REDDİNE,

2 -Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince alınması gereken 179,90 TL maktu istinaf karar

harcından peşin olarak alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 120,60 TL harcın davalıdan alınarak

Hazineye gelir kaydına,

3 -Davalının istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider

avansının davalıya iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde

Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 14/04/2023

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Hukuki Değerlendirme & Danışma Notu

Yukarıda yer alan hukuki analiz ve değerlendirmeler genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Her uyuşmazlığın kendine has somut delilleri, usul kuralları ve hak düşürücü süreleri bulunduğundan, hak kaybı yaşamamak adına dosyanızı uzman avukatlarımız ile birlikte değerlendirmeniz tavsiye edilir.

İlgili Diğer Yayınlar

Gayrimenkul & Kira Hukuku

DEPOZİTONUN İADESİ - PEŞİN ÖDENEN KİRANIN İADESİ

Kiracı erken tahliye ederse depozito yanar mı? Peşin ödenen kira bedeli geri alınabilir mi? Yargıtay kararı ışığında depozito iadesi, kira sorumluluğu ve erken tahliye durumunda kiracı hakları hakkında detaylı hukuki değerlendirme.

İnceleyin
Gayrimenkul & Kira Hukuku

KİRA SÖZLEŞMESİNDE DEPOZİTONUN İADESİ

Kira sözleşmesinde depozito iadesi nasıl olur? Depozito ne zaman, hangi şartlarda geri alınır? Avukat desteğiyle yasal süreçler ve haklarınızı bu yazımızda öğrenin.

İnceleyin
Gayrimenkul & Kira Hukuku

ŞUFA HAKKI (ÖNALIM HAKKI) NEDİR?Şufa hakkı, diğer adıyla önalım hakkı, bir taşınmazda paylı mülkiyetin bulunduğu durumda, herhangi bir paydaşın payını üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara tanınan öncelikli satın alma hakkıdır.Bu hak, paylı mülkiyetin kurulmasıyla doğar; ancak kullanım imkânı, bir paydaşın kendi payını üçüncü bir kişiye satmasıyla ortaya çıkar.Şufa hakkının kullanılması ile birlikte, payı satın alan üçüncü kişi ile şufa hakkını kullanan paydaş arasında, satıcı ile alıcı arasındaki satım sözleşmesi hükümleri geçerli olur.Bu anlamda önalım hakkı, mülkiyet hakkı üzerinde doğrudan bir kısıtlama getirmez; hak ancak dava açılarak ve mahkeme kararı ile kullanılabilir. Sadece dava yoluyla ileri sürülebilir; irade beyanı ile kullanılması mümkün değildir.Şufa Hakkını Kullanmanın ŞartlarıTürk Medeni Kanunu, şufa hakkını belirli şartlara bağlamıştır. Amaç, taşınmazların mevcut paydaşlar arasında kalmasını sağlamak ve mülkiyet ilişkilerinin dış müdahalelerle bozulmasını önlemektir.Şufa hakkının kullanılabilmesi için:1. Taşınmazın Paylı Mülkiyette OlmasıŞufa hakkı sadecepaylı mülkiyettedoğar.Kat mülkiyeti veya kat irtifakı gibi bağımsız mülkiyet türlerinde önalım hakkı kullanılamaz.2. Hakkın Paydaşlar Tarafından KullanılmasıŞufa hakkı yalnızca taşınmazdapay sahibi olan kişilertarafından kullanılabilir.Sınırlı ayni hak sahipleri veya kişisel alacak hakkı sahipleri bu haktan yararlanamaz.3. Taşınmazın Fiilen veya Sözleşmeyle Taksim Edilmemiş OlmasıEğer taşınmaz paydaşlar arasında fiilen veya yazılı bir sözleşmeyle bölüştürülmüşse, şufa hakkı kullanılamaz.Şufa, sadece taksime uğramamış, müşterek mülkiyetteki taşınmazlar için geçerlidir.Şufa Hakkı (Önalım Hakkı) Kime Karşı Kullanılır?Şufa hakkı, satışın gerçekleştiğiüçüncü kişiyekarşı kullanılır.Satıcıya (eski paydaşa) karşı şufa davası açılamaz.Ayrıca, paydaşların birbirleri arasında yaptığı satışlarda şufa hakkı ileri sürülemez; sadece taşınmazın dışarıdan bir üçüncü kişiye satılması halinde gündeme gelir.Satışın Bildirimi YükümlülüğüTaşınmazı satın alan üçüncü kişi, Medeni Kanun m.733/3 gereği,satışı noter aracılığıyla tüm paydaşlara bildirmek zorundadır.Bildirim noter vasıtasıyla yapılmazsa, yazılı bildirim geçerli sayılmaz ve şufa hakkı süresiz şekilde ileri sürülebilir.Şufa Hakkı Nasıl Kullanılır? Şufa Davası Nerede Açılır?Şufa hakkı sadecedava açılarakkullanılabilir.İlgili paydaş, üçüncü kişiye karşı Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açmalıdır.Görevli Mahkeme: Asliye Hukuk MahkemesiYetkili Mahkeme: Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesiÖrneğin, taşınmaz Bakırköy’deyse, sadece Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi yetkilidir.Şufa Hakkının Kullanım SüresiŞufa hakkı belirli sürelerle sınırlıdır:Eğer satışnoter aracılığıyla bildirildiyse, bildirim tarihinden itibaren3 ayiçinde dava açılmalıdır.Eğer satışhiç bildirilmeyipsadece tapuya tescil edildiyse, satış tarihinden itibaren2 yıliçinde dava açılması gerekir.Bu sürelerhak düşürücü nitelikteolup, süresi içinde dava açılmadığı takdirde şufa hakkı sona erer.Sözleşmeden Doğan Şufa (Önalım) HakkıTaraflar arasında yapılan bir sözleşme ile de şufa hakkı tanınabilir.Bu tür sözleşmeleradi yazılışekilde yapılmalı, istenirsetapuya şerhedilerek üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir hale getirilmelidir.Şerh edilmiş bir önalım sözleşmesi, taşınmazın üçüncü bir kişiye satılması durumunda da geçerliliğini korur. Ancak tapuya şerhin süresi, şerh tarihinden itibaren10 yılile sınırlıdır.Şufa Hakkını Kullanana Karşı Muvazaa İddiasıŞufa hakkını kullanan paydaşa karşı, satış bedelinin düşük gösterildiği iddiasıyla muvazaa ileri sürülemez.Yargıtay uygulamasına göre, tapuda belirtilen bedel esas alınır ve bu bedelin gerçekte daha yüksek olduğu savunularak şufa hakkı bertaraf edilemez.Bu tür iddialar, dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılmaması ilkesine aykırıdır.Şufa Hakkından Feragat veya VazgeçmeŞufa hakkı kişisel bir haktır ve paydaş bu haktan feragat edebilir:Genel feragat (önceden ve satıştan bağımsız): Resmi şekilde yapılmalı ve tapuya şerh edilmelidir.Somut bir satışa ilişkin feragat: Adi yazılı şekilde yapılabilir.Ancak, somut satış dışında genel bir feragat adi yazılı şekilde yapılırsa, geçerli kabul edilmez.SONUÇŞufa hakkı, paydaşlar arasında taşınmaz mülkiyetini korumaya ve ortaklık düzenini sürdürmeye hizmet eden önemli bir haktır.Bu hakkın kullanılabilmesi için hem şekli hem de maddi koşulların eksiksiz sağlanması gerekir. Şufa hakkının doğru kullanılmaması halinde hak kayıpları yaşanabileceğinden, bu süreçte uzman hukuki destek alınması büyük önem taşır.

Şufa hakkı (önalım hakkı) nedir, nasıl kullanılır? Şufa davası nasıl açılır, şartları nelerdir? Paylı mülkiyette önalım hakkı kullanımı hakkında tüm detaylar bu yazıda.

İnceleyin